akhisarın kızları ve erkekleri

Daha çok tarıma dayalı bir yapıya sahip olan Akhisar ekonomisi, sağladığı büyük gelirle Manisa ilinin kalkınmasında çok önemli bir pay sahibidir. Geniş ve verimli Akhisar ı Türkiye toplam tütün üretiminin %10'unu çıkarır. Yüksek kaliteli "şark tipi" Akhisar I bütün dünyada tanınan ve aranan, tarımsal alanda ülkemizin en önemli ihraç ürünlerinden biridir. Akhisar ovasındaki milyonlarca ağacından da ülkemizin toplam zeytin üretiminin %5'i karşılanır. Kalitesi ve zengin çeşitliliğiyle Akhisar zeytini tüm Türkiye'de ve dünyada tanınmıştır. Akhisar adı "tütün" ve "zeytin" sözcükleriyle neredeyse özdeşleşmiştir.
YIL NÜFUS
1927: 18000
1950: 23000
1965: 46000
1970: 48000
1980: 61000
1990: 74000
1997: 81800
2000: 81600
2007: 72600
Akhisar'daki Tarihi Yapı, Eser ve Kalıntılar


Antik Akhisar hemen hemen tümüyle modern Akhisar'ın bina, cadde ve sokaklarının altında kalmıştır. Bununla beraber, antik ve orta çağlardan kalma bazı eserler görülebilir. Modern Akhisar'da bir müze bulunmayışından dolayı, birçok küçük ama değerli buluntu Manisa Müzesinde sergilenmektedir. Özellikle 15 ve 16. yüzyıllardan kalma Türk eserleri şehrin her tarafına yayılmış durumdadır. Eski mahallelerde gezerken sokaklarda antik taş ve sütun başlıklarına rastlamak son derece doğaldır.
ANTİK ÇAĞ
Hastane Höyüğü
Şehir merkezinde yapay olduğu düşünülen bir höyüktür. Bu höyükte bazı Helenistik kalıntılar görülmekle birlikte, daha eski bazı bulgular burada MÖ 3,000 yıllarına kadar giden çok eski yerleşimlerin varlığını ortaya koymaktadır. Arkeologlara göre bu tepe bir zamanlar Thyateira'nın akropolüne ev sahipliği yapıyordu. Günümüzde bu kaleden hiçbir şey kalmamıştır. Şehrin Bizans ve Türk adları bu kalede bulunan beyaz bir kuleden türediği düşünülmektedir, (Yunanca Aspro= ak + kastro=hisar). Bu küçük tepede günümüzde devlet hastanesi ve bahçesi bulunmaktadır. Devlet hastanesi bu tepeye II. Dünya Savaşı sırasında taşınmıştır. 20. yüzyılın başında bu tepede köşk adı verilen bir malikane bulunmaktaydı. Bugün bir Helenistik tablet ile bir lahit hastane bahçesinde görülebilir.
Tepemezarı
Modern kentin merkezinde bulunan ve Tepemezarı olarak isimlendirilen alanda, 1968-1971 yılları arasında gerçekleştirilen arkeolojik kazılarda; 2-4. yüzyıl arasına tarihlenen bir portiko (sütunlu cadde) ile 5-6. yüzyıla tarihlenen absidal planlı bir yapının kalıntıları ortaya çıkarılmıştır. Kuzey-Güney doğrultusunda uzanan yaklaşık 40 m. x 10 m. genişliğinde bir binadır. Bina özelliklerinden ne amaçla yapıldığı ya da kullanıldığı anlaşılamamakla birlikte, dinsel işlevi olmayan bir bazilika olduğu düşünülmektedir. Sütunlu yol 100 m. uzunluğunda olup, antik kent merkezindeki çok büyük bir binalar kompleksinin girişine ait olduğu düşünülmektedir.
Bu binadan Hastane Höyüğüne doğru uzanan sütunlu yolun zemini şimdiki modern cadde zemininden 1.5 m. alçaktadır. Bu sütunlu yol şimdiki resmi binaların (Kaymakamlık Konutu, TEKEL binası ve Hükümet Konağı) altına doğru uzadığı tahmin edilmektedir.
1980'li yıllarda ve daha sonraları civardaki bazı resmi binaların restorasyon ya da yeniden inşaatı için yapılan temel kazılarında başka antik bina, duvar, galeri ve yol kalıntılarına rastlanmıştır. Bunların çoğunun hala inşa edildiği şekliyle korunduğu ve Tepemezarındaki binalarla ilişkisi bulunan şehir merkezinin diğer binaları olduğu sanılmaktadır. Yandaki resimde görülen 1991 yılında Ali Şefik Ortaokulu temel kazısında ortaya çıkan Roma devri yapısıdır. Yeni inşaat durdurulmuş ancak antik kalıntılar sonraki yıllarda yapılması muhtemel bilimsel kazılar için tekrar toprak altına gömülmüştür.
Tablet, Yazıt ve Yoltaşları
Bölgede en çok rastlanan yazılı taşlar yol taşlarıdır. Bu taşların üzerinde devrin yöneticilerinin adları yazılmaktaydı. Böylece bu taşların hangi döneme ait olduğunu anlamak çok kolaylaşmaktadır. Yol taşları daha çok Roma dönemine ait olup, kimisinde hem Latince hem de Grekçe yazılar bulunmaktadır.
Bulunan MÖ 120-140 yıllarına ait bir tablette, Akhisar'da Roma İmparatoru Hadrianus anısına yapılmış "Hadrianeion" adı verilen kutsal bir alan bulunduğu ve burada her yıl "Hadriana Olympia" denilen spor karşılaşmalarının yapıldığı yazılıdır. Bu alanın neresi olduğu bilinmemektedir.
Sikkeler
Paranın MÖ 7. yüzyılda Lidyalılarca icat edildiği düşünülürse, önemli Lidya kentlerinden Thyateira'nın dünyada paranın ilk kullanıldığı şehirlerden biri olduğu ortaya çıkmaktadır. MÖ 200 yıllarında önemli ticaret merkezleri kendi paralarını kendileri basmaya başlamıştır.
Thyateira'da basılan en eski sikkeler bronzdan yapılmış ve Bergama Krallığı dönemine aittir. Thyateira sikkelerinde genellikle bir yanda tanrı Apollo ve tanrıça Artemis'in büstleriyle, diğer yanda çift yüzlü baltaya rastlanmaktadır. MS 50 yıllarında Thyateira'da Roma İmparatorlarının ve şehir yöneticilerinin büstlerinin bulunduğu sikkeler basılmıştır. Bu dönemdeki sikkelerde bulunan bazı tasvirlerden Thyateira'da bazı spor müsabakalarının yapıldığı anlaşılmaktadır.
Bazı sikke buluntuları bir zamanlar Thyateira, Pergamum (Bergama) ve Smyrna (İzmir) kentleri arasında bir ekonomik birliğin bulunduğu bilgisini vermektedir.
Khliara Köyü (Gürdükkale)
Akhisar'ın 11 km. Kuzeyindeki Sudeliği bölgesinde bulunan yaklaşık 50 m. yüksekliğindeki bir tepede antik Khliara köyü yer almaktaydı. Köy antik Lycos nehrinin kenarında başlayıp, şimdiki Gökçeahmet köyüne doğru uzanmaktaydı. MS 13. yüzyılda köyün Meteorion (Medar) veya Hermokapeleia'ya (Zeytinliova) taşınarak terkedildiği sanılmaktadır.
Attaleia Köyü (Selçikli)
Attaleia köyü muhtemelen MÖ 260 yılında Bergama Kralı I. Eumenes tarafından Seleucidlere karşı bir ileri karakol olarak, şimdiki Selçikli köyünün bulunduğu yerde kurulmuştur. Bununla birlikte, yörenin daha eski adları olan Aroeira veya Aloeira burada daha eski yerleşimler de olabileceğini düşündürmektedir.
Meteorion Köyü (Medar)
Akhisar'ın 4 km. Kuzeyindeki Meteorion köyü kutsal bir alandı.
Apollonis Köyü (Mecidiye)
Apollonis, şimdiki Mecidiye beldesinin bulunduğu yer yakınlarında kurulmuştur. Mecidiye'nin 2 km. Kuzeyindeki tepede antik bina kalıntıları bulunmaktadır. Şehrin MÖ 200 yıllarında kurulduğu ve Bergama Kraliçesi Apollonis'in adının verildiği sanılmaktadır. Yörenin daha eski adı olan Doidia daha eski yerleşimler de olabileceğini düşündürmektedir.
Hermokapeleia Köyü (Zeytinliova)
Akhisar'ın 20 km. Kuzey-Doğusunda şimdiki Zeytinliova bucağının bulunduğu yerde kurulan antik Hermokapeleia kenti idari olarak Pergamum'a bağlıyken, Roma İmparatoru Caracalla tarafından Thyateira'ya bağlanmıştır.
Hierakome veya Hierokaisareia Kenti (Beyoba)
Akhisar'ın 19 km. Güney-Batısında bulunan şimdiki Beyoba beldesine çok yakın Hierakome kenti antik devirlerde büyük bir Artemis Tapınağına sahip dini bir merkezdi. Kentin adı "kutsal köy" anlamına gelmektedir. Sonraları Roma döneminde kentin adı Hierokaisareia olarak değişmiştir. Ne yazık ki, ünlü Artemis Tapınağının nerede olduğu bilinmemektedir. MS 1. yüzyılda çok önemli bir kent olan Beyoba'da bazı tabletler, höyükler ve sikkeler bulunmuştur.
Plateia Petra (Şahinkaya)
Şahinkaya (ya da Şahankaya) Akhisar'la Gördes arasında bulunan büyük bir kaya kitlesidir. Kayanın üzerinde antik ve orta çağlara ait bazı kalıntılar bululnur. Bu kaya kitlesi stratejik konumu sayesinde Akhisar ve Bergama ovalarının büyük bölümünü, dolayısıyla Lidya topraklarının önemli bir kısmını kontrolü altında tutmaktadır. Yerleşim ve sur kalıntıları buranın askeri bir karakol olabileceğini düşündürmektedir. Şahinkaya'ya şimdiki Yayakırıldık ve Gökçeler köyleri üzerinden ulaşılabilir.
Zirveye kayaya kazılmış 3,050 basamaklık zorlu bir merdivenle ulaşılır. Zirvede Helenistik ve Bizans dönemi kalıntıları, kuleleri bulunan surlar, sütunlar ve şahin yuvaları bulunmaktadır.
Höyük ve Kaya Mezarları
Şimdiki Akhisar - Gölmarmara devlet yolu boyunca insan yapısı antik höyük mezarlar görülebilir. Lidya ve Frigya'lıların inşa ettikleri bu höyüklerde genellikle bir tek mezar odası bulunur.
Benzer höyüklere şimdiki Beyoba, Mecidiye, Süleymanlı ve Eroğlu köyleri civarında da rastlanır. Ayrıca kayalara kazılmış kaya mezarları da görülebilir.