ÇUMRA

ÇUMRA TARİHÇESİ

Çumra ilçe merkezi olarak, tarihi yakın zamana sahip olduğu için ilçe merkezinde tarihi eser yoktur. Çumra havalisinin kuruluşunun M.Ö. 7000 yıllarına kadar uzandığı, üzerinde bulunan tarihi eserlerden anlaşılmaktadır.Çumra'nın tarih öncesini anlatan en önemli merkezi, Çumra'nın 12 km kuzeyinde bulunan Çatalhüyük'tür. Çatalhüyük ve civarında yaşayan toplumların yeryüzünün en eski kavmi olduğu kazıda çıkarılan eserlerde görülmektedir.Çatalhüyük'ün özelliği insanların kurdukları ilk şehir olmasıdır.
Neolitik devirden kalma Çumra ve çevresinde bir çok hüyük mevcuttur:
1-Sırçalı Hüyük
2-Seyithan Hüyüğü
3-Karahüyük
4-Karkın Hüyüğü
5-Dedemoğlu Hüyüğü
6-İçeriçumra Hüyüğü
7-Alibeyhüyüğü
8-Çatalhüyük
9-Küçükköy Hüyüğü
10-Abditolu Hüyüğü
11-Üçhüyük Köyünde bulunan 3 adet hüyük
1926 yılına kadar Çumra ilçesini bugünkü İçeriçumra Kasabası olarak biliniyordu. Büyük önder Mustafa Kemal Atatürk, trenle Adana'ya giderken Çumra'da verdiği mola esnasında Çumra istasyonundan etrafı seyredip sulama tesis ve lojmanlarını gördükten sonra; "Bu şirin beldeyi geliştirmek, buraya önem vermek lazımdır. Çumra ilçe olmaya layıktır." demiştir. Atatürk'ün emri ile 26 Haziran 1926 yılında 30.05.1926 tarihli404 sayılı resmi gazetede yayınlanan, 877 sayılı kanunla Çumra ilçe merkezi haline gelmiştir.Bugünkü İçeriçumra Kasabası da 1955 yılına kadar Çumra'nın bir mahallesi olarak kalmıştır. Çumra'nın ilçe olmasında emeği geçen o dönemin Konya Valisi İzzet Bey'in adı ilk kurulan mahalleye verilmiştir. (İzzetbey Mahallesi)

Çumra ilçe merkezi olarak, yakın bir geçmişe sahip olduğu için tarihi eser yoktur. Ancak bulunduğu yer itibari ile çok eskiden yerleşime uğramış bir çevredir.
Çumra havalisinin kuruluşunun M.Ö. 7000 yıllarına kadar uzandığı üzerinde bulunan tarihi eserlerden anlaşılmaktadır.
Çumra'nın tarih öncesini anlatan en önemli merkezi, Çumra'nın 12 km. ku­zeyinde bulunan "Çatalhöyük"tür.
Çatalhöyük ve çevresinde yaşayan toplumların M.Ö. 7000 yıllan öncesi neolitik devre ait medeniyetin buradan başlayıp, dünyaya yayıldığı anlaşılmıştır.
Çatalhöyük ve civarında yaşayan toplumların yeryüzünün en eski kavmi ol­duğu kazıda çıkarılan eserlerde görülmektedir. Çatalhöyük'ün özelliği insanların kurdukları ilk şehir olmasıdır.
Neolitik devirden kalma Çumra ve çevresinde birçok hüyük mevcuttur.
Sırçalı hüyük, Seyithan hüyüğü, Karahüyük Karkın hüyüğü, Dedemoğlu hüyüğü, İçeriçumra hüyüğü, Alibeyhüyüğü, Çatalhüyük, Küçükköy hüyüğü, Abditolu hüyüğü, Üçhüyükler köyünde bulunan 3 adet hüyük.
Tarih çağlarında bulunduğu yer hakkında en eski yazılı kaynağa ise eski Hi­tit krallığı zamanından kalan Telepinuş fermanında rastlarız. Bu fermanda Hattuşilin Hupişna (Ereğli) Lunda (Karaman memleketlerinde oğullarından her birini atadığı ve onların da bu memleketleri yönettikleri görülür.
Çumra'nın Kuzey kısmında bulunan Üçhüyük ve Türkmen Karahüyük köyleri Alibeyhüyüğü kasabası civarında Hititlerin yaşadığı buralarda yapılan kazılarda çıkarılan tarihi eserlerden anlaşılmaktadır.
Çumra ve çevresinde Frikyaklann ve hatta kısa süre ile Lidyahlann hakimi­yet kurdukları anlaşılmaktadır. Pers kralı Ahamanis Çumra ve çevresini Perslere bağlamış, fakat onların da hükümranlığı fazla sürmemiş. Çumra ve çevresi Neolitik devrin Etilerin (Hitit), Persler, Frikyaklann idarelerinde kalmıştır.
Yörede Selçuklu hakimiyeti bilinmesine rağmen herhangi bir tarihi esere rastlanamamaktadır. Ancak Karaman oğullarından kalma halen mevcut Çarşamba çayı üzerinde Dineksaray, Balçıkhisar, Tavşanköprü, Karaman, Seyithan ve Karkm köprüleri bulunmaktadır. Anadolu'yu fethederek anadolu Selçuklu Devleti'ni kuran Süleyman Şah'ın 1075 yılında Konya'yı alarak başkent yapması yörenin Türk ege­menliğine geçtiği dönemdir.
Anadolu Selçuklu Devleti'nin yıkılmasında sonra kurulan Türkbeylikleri A-nadolu Türk birliğini kurma mücadelelerinde Çumra'dan geçen Çarşamba çayı sınır olarak kabul edilmiştir. Anadolu Selçuklu devletinin yıkılmasından sonra yö­rede Karamanoğlu beyliği kurulmuş ve bir süre hüküm sürmüştür. İlçenin şimdiki sakinlerinin birçoğu Selçuklularla gelen Türk boylarından olduğu, yerleştikleri köylere verdikleri isimlerden anlaşılmaktadır (Karkın, Afşar, vb.).
Osmanlılar döneminde Yavuz Sultan Selim'in L Beyazıt'ın, 1. ve 2. Murad'ın Karamanoğullan dolayısıyla yöre üzerine seferleri görülür. Fatih Sultan Mehmet tarafından Karamanoğlu beyliğinin ortadan kaldırılması ile Osmanlı yönetimine güren yöremiz, o dönemler şu anda ilçe olan Çumra'mın bulunduğu yer bataklık­larla kaplıdır.
1926 yılında Çumra'nın kurulmasında iki olay çok büyük rol oynamıştır.
Birincisi: Çarşamba Kanalı'mn açılması, bataklıkların kurutularak ıslah edil­mesi için Konya ovasının sulanması maksadıyla 1911 yılında yapılan sulama tesis­leridir.
ikincisi: 1894 yılında Haydarpaşa-Bağdat demiryolunun yapımına başlanıp, 1913 yılında bitirilmesidir. 1913 yılında buradan ilk tren geçmiştir. Dolayısıyla Çumra'daki ilk bina istasyon olmuştur. Osmanlı zamanında ilk tapu ve kadastro işlemleri de Çumra'da başlatılmıştır.
Cumhuriyet döneminde Çumra ise, 1926 yılına gelinceye kadar Çumra de­yince bugünkü İçeriÇumra kasabamız akla gelmekte idi.
M. Kemal Atatürk trenle Adana'ya giderken Çumra'da verdiği mola esna­sında Çumra istasyonundan etran seyredip sulama tesis ve lojmanlarını gördükten sonra;
"Bu şirin beldeyi geliştirmek, buraya önem vermek lazımdır. Çumra il­çe olmaya layıktır" demiştir.
Atatürk'ün emri üe 26 Haziran 1926 yılında 30.05.1926 tarihli 404 sayılı Resmi Gazete'de yayınlanan, 877 sayılı kanunla Çumra ilçe merkezi haline getirilmiştir.
Çumra'nın ilçe olmasında emeği geçen o dönemki Konya Valisi İzzet Bey'in adı ilk kurulan mahalleye verilmiştir. (İzzetbey Mahallesi) 1936 yılında zamanın Konya valisi Cemal Bardakçı zamanında Balkanlardan Anadolu'ya gelen 300 göç­men ailesi Çumra'ya yerleşmiştir. 1936 ve 1950 yıllarında gelen soydaşlarımızın yerleştikleri bu ikinci mahalleye de Konya valisi Cemal Bardakçı'nın soyadı veril­miştir. (Bardakçı Mahallesi) Cumhuriyet tarihinin ilk mahalle düzenlemesine Çum­ra Bardakçı mahallesinden başlanarak, ilk yatırım buraya yapılmıştır. Bu mahalle planının çok iyi çizilmesiyle Türkiye'de hemen hemen örneği yoktur.
Mahallenin hangi caddesinden gidilirse gidilsin kesinlikle anayola çıkar. Son yıllarda Çumra'ya olan göçler nüfusu hızla artırmıştır. Gelen göçler genellikle Hadim, Bozkır, Ermenek gibi ilçe ve köylerden gelenlerdir.
ÇUMRA ADININ NEREDEN GELDİĞİ
Birinci Rivayet: Yavuz Sultan Selim Mısır seferinden dönerken bu bölgeye geldiğinde yağmur yağmaya başlar. Dolayısıyla her taraf çamur içindedir. Ordu çamurdan yürüyemez hale gelir. Sazlık ve bataklıktan askerlerini geçirmek için padişah ordusuna "Cemre" komutunu verir. Padişah ve ordusu binbir güçlükle ovayı geçerler. Güçlükle ovayı geçen ordu mensupları bu yöreyi başkalarına tarif ederken, çamurlu olmasına izafeten Çumuriyet olarak tanıtırlar. Cemren kelimesi zamanla Çamura daha sonra'da Çumra'ya dönüşmüştür. (Çemren:Askerin paçala­rını sıvamalarını ve süvarilerin atların kuyruklarını bağlamaları emri.)
ikinci rivayete göre: 4. Murat Bağdat seferine giderken bu bölgeden ge­çer, bu arada yağan yağmur dolayısıyla her taraf çamurdur. Bu çamurda ilerleme­de güçlük çeken ve bıkan askerler:
"Çamura bak çamura" diye şikayetçi olurlar. Çamur kelimesi zamanla Çumra şekline dönüşmüştür.
Çumra'nın ismi ister Yavuz Sultan Selim'in Mısır seferinde, isterse 4. Mu-rat'ın Bağdat seferinde ortaya çıksın bu sadece zaman konusunu ilgilendirir. Bu değişik rivayetlerdeki ortak nokta Çumra ovasının çamurla ilgili olmasıdır.
Üçüncü Rivayete Göre: Karamanoğulları beyliği zamanında suç işlemesi nedeniyle kaçarak bugünkü İçeri Çumra'nın bulunduğu yere gelen ve KelKöy adıyla anılan köye sığman Pir Ahmet Paşa kendisini koruyabilmek için çevrede yaşayan az nüfuslu kabileleri birlik ve beraberliğe çağırıp "Cümlemiz beraber olalım" sözünü kullanmasından "Cümle" kelimesi sonradan Çumra olması